British Council “Benim Kentim Projesi” Açılış Organizasyonu (Kültür Sanat Projesi)

 BENiM KENTiM PROJELERi AÇILDI..


Çanakkale, İstanbul, Konya, Mardin ve Trabzon’a özel olarak tasarlanan,  kamusal alanda yer alacak sanat projeleri 20-23 Ekim 2010 tarihleri arasında açıldı.

 

2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul’da çeşitli kutlamalar ve bir seri sanat etkinlikleri düzenlenmektedir. Bu önemli etkinliğe katılmak üzere davet edilen British Council, sanat ve kültür etkinliklerini sadece İstanbul’da gerçekleştirmek yerine Türkiye’nin farklı kentlerinin kültürel zenginliğe ve çeşitliliğine dikkat çekmeyi amaçlayan “Benim Kentim” isimli projeyi önermiştir. İstanbul dahil Türkiye’den beş farklı kenti kapsayan bu projenin amacı Türkiye’nin ve farklı kentlerinin Avrupa’da tanıtımına katkıda bulunmak ve bu kentlerde kamusal mekan, sanat ve kültür alanlarına yatırım yapmaktır.

Proje kapsamında Avrupa’dan beş saygın ve tecrübeli sanatçı, proje kentlerine özel birer sanat yapıtı üretmek üzere Türkiye’ye davet edilmiş ve bu sanatçılar kentlerde kültür hayatında yer alan farklı kurumların yanı sıra farklı meslek ve yaştan kent sakinleri ile bir araya gelerek kente dair izlenimlerini derinleştirmiştir. Bu izlenimler ışığında da her sanatçı, kendi kenti için bir kamusal mekan sanat projesi tasarlamıştır.  Sanatçıların geliştirdikleri bu projelerin açılışı 21-23 Ekim 2010 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.

Projenin iletişim danışmanlığını yürüten Beyaz Sosyal Sorumluluk ve İletişim Danışmanlığı  tarafından hazırlanan etkinlik programı dahilinde 3 günde 5 şehirde  açılış organizasyonları gerçekleşirken, yurtdışından katılan konuklara  kısa bir Türkiye turu yapma imkanı sağlanmıştır.

 

“Benim Kentim” Projesi Etkinlik Konuları ve Sanatçıları

 

1- Konya

Proje kapsamında Konya’da çalışan Polonyalı sanatçı Joanna Rajkowska, Osmanlı alfabesi ve dilini Walter Benjamin’in bir yazısıyla birleştirerek gelenek ve çağdaşlık arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaktadır.

1968 yılında Bydgoszcz, Polonya’da doğan Joanna Rajkowska, nesneler, filmler, enstalasyonlar, kısa süren eylemler üretiyor ve kamusal alanda müdahaleler gerçekleştiriyor. Yapıtları, 90’ların ekonomik ve siyasi değişimlerinin ardından Doğu Avrupa’yı etkisi altına almış olan kimlik sorununun karmaşıklığına işaret ederek sanata ve sosyal işlevine yöneltilen kabuller ve beklentilerdeki değişimleri yansıtıyor.

 

2-Mardin

Mardin’de çalışan Alman sanatçı Clemens von Wedemeyer’in kent için tasarladığı ve “faydalı bir heykel” olarak tanımladığı projesi ile eski Mardin’de taşlardan inşa edilecek olan bir açık hava sinema perdesinde belgesel gösterimini Mardin halkıyla paylaşıyor.

Clemens von Wedemeyer, 1974 yılında, Göttingen, Almanya’da doğdu. HGB, Leipzip Görsel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Filmleriyle, Bremen’den Kunstpreis der Böttcherstrasse (2005) ve Münih Film Festivali’nden VG Bildkunst deneysel film ve Video-art ödülü (2002) ve Leipzig’den de Marion Ermer ödülü (2002) olmak üzere birçok uluslararası ödül kazandı.

Clemens von Wedemeyer genellikle, sinemasal stratejiler ve motifler üstüne çalışıyor ama bu referansları sanatın görme ve imgeleme biçimleriyle iç içe sunarak onları sanat bağlamına teslim ediyor. “Sanat ve sinema birbiriyle ilişkisi olan iki farklı dildir,” diyor von Wedemeyer. “İki dil de benim ilgimi çekiyor. Birlikte ele alındıklarında, yeni araştırmalara alan açan bir pratiği geliştirmeye olanak tanıyorlar.” Von Wedemeyer, sanat ve sinemayı ilişkilendirerek sadece film arşivlerini gün ışığına çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda gerçekliğe ulaşmayı sağlayan yeni bir yol yaratıyor

 

3-Çanakkale

Çanakkale’de çalışmalarını sürdüren İngiliz sanatçı Mark Wallinger, “Sinema Amnesi” adını verdiği ve boğazın en dar noktasına yerleştireceği video enstalasyonuyla kentin günü ve yakın geçmişine coşkulu bir göndermede bulunuyor.

Mark Wallinger 1959 yılında doğdu. Tate Liverpool, Whitechapel Gallery, Museum für Gegenwartskunst (Basel), Palais des Beaux Arts, (Brüksel), Serpentine Gallery, Portikus (Frankfurt), Wiener Secession ve yakın zamanda da Kunsthaus Aarau’da en önemli sergilerini yaptı.  Wallinger’in Ecce Homo adlı heykeli, Trafalgar Meydanı’ndaki bir süredir boş duran Fourth Plinth’te sergilenmeye değer bulunan ilk proje oldu. 2001 yılında Venedik Bienali’nde Büyük Britanya’yı temsil etti. Turner Prize’a iki kez aday gösterildi ve 2007’de ödülü kazandı. Via Dolorosa adlı videosu, Milano’daki Duomo’nun mahzeninde kalıcı olarak sergileniyor. Wallinger’in State Britain adlı enstalasyonu, Artforum dergisinde, “…gelmiş geçmiş en çarpıcı politik sanat yapıtı…” olarak değerlendirildi ve Tate Britain’da, 2007 yılında Ocak ve Ağustos ayları arasında gösterildi. 165 metre uzunluğundaki White Horse önerisi, Ebbsfleet Landmark Commission’ı kazandı ve yakında inşa edilecek.

 

4-Trabzon

Finlandiyalı sanatçı Minna Henrikkson ve Trabzonlu gençler, kentlerinin nasıl algılandığına dair kapsamlı bir araştırma projesi yürütüyorlar.

Minna Henriksson, düzenli misafir sanatçı programları olmayan, Zagreb, Ljubljana, Priştine ve Belgrad gibi eski Yugoslavya kentlerinde birçok misafir sanatçı programına katıldı veya programın ilk misafir sanatçısı oldu. Son yıllarda, daha çok bu bölgede çalışmalarını sürdürdü. Güneydoğu Avrupa’ya ilk ziyaretini, 2003 yılında Hüseyin Bahri Alptekin ile birlikte katıldığı bir proje vesilesiyle gerçekleştirdi. O zamandan beri, çeşitli kişisel ve profesyonel bağlantıları onu, tekrar tekrar bölgeye geri getirdi ve İstanbul’u da çok sık ziyaret eder oldu.

Şu anda Helsinki’de yaşıyor. Son yıllarda, sanatsal üretimine konu olan olgulardan birini kolektif kimlikler oluşturuyor. Kosovalı sosyolog Sezgin Boynik’le birlikte yayına hazırladıkları Contemporary Art and Nationalism - Critical Reader adlı kitapta da görüldüğü gibi, yapıtlarında, özellikle milliyetçiliğin farklı görünürlüklerini inceliyor.

 

5- İstanbul

Avusturyalı sanatçı Andreas Fogarasi ise, İstanbul’un farklı mekanlarına taşınacak panaromik bir yapı üzerinde çalışıyor

Andreas Fogarasi Viyana’daki Uygulamalı Sanatlar Üniver-sitesi’nde Mimarlık bölümünde okudu. 1997 ve 1999 yılları arasında Freie Klasse’nin (Serbest Sınıf) ortak organizatörlerinden ve öğrencilerinden biri oldu. 2003 yılında Viyana’daki Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. 2001 yılından beri, dérive – Magazine for Urban Studies’in eş-editörlüğünü yapıyor.

Andreas Fogarasi’nin yapıtları, kültürel oluşumların ve kültür olgusunun nasıl bir imgeye, markaya ve böylelikle de pazarlanabilir kimliklere dönüşebildiğini araştırıyor. Mekânsal müdahale, nesneler, tipografik araştırmalar ve mimari incelemeleriyle, bugünün kapitalist ekonomisi ve siyasetinde güçlü bir etken olan iletişim tasarımının kökenlerini ve gelişimini, aynı zamanda da farklı kültürel bağlamlarla, endüstriyel ve ekonomik beklentilerle ve politik ideolojiler ve temsil biçimleriyle bağlantılı stratejileri araştırıyor.

   
ANKET
Hangi Alanda Gönüllü Olmak İstersiniz?